Kurt Adamlar - Kurt Adam Resimleri
Kurtadamlık yamyamlıkla yakından iliskilidir. Bir kurtadamın bir gecelik aktivitesi kurbanlarını avlanmak, oldurmek ve yemektir. Cogu kaynak tek amaclarının kuzu gibi hayvanlarının butun surulerini oldurup yemek oldugunu belirtir. Her ne kadar yemekte ayrım yapmasalar bile cocuk eti gibi genc ve taze etleri tercih ederler. Insanlarin dogasinda oldurme ve hayat alma durtusu vardir. Aci cekerken seyretmekten hoslanma, zarar verme ve iskence etme egilimi her tur insanda bulunur. Bu kana susamislik ve yamyamlik ''akil hastaligi'' olarak degerlendirilirken aslinda tam da Kurtadamlik katagorisine dusmektedir. Beyindeki sorunlar o kisinin halusilasyon gormesine ve iradesinin azalmasina sebebiyet verir.




Kurt adam inancının kaynağı
Kurda ya da başka bir yırtıcı hayvana dönüşen insanların öykülerine
birçok ülkede rastlanır. Kurt olmayan bölgelerde (kurt, yalnızca kuzey
yarımkürede yaşar) dönüşülen hayvan, o yörenin başka bir yırtıcı
hayvanı olmaktadır. İnsanlığın tarihine bir bakıldığında, biçim
değiştirip başka bir yaratığın şekline bürünme yeteneği, şeytani bir
eylem olarak değerlendirilmiştir. Mesela Ortaçağ'ın karanlık
Avrupa'sında cadıların istedikleri bir hayvana dönüşebileceğine
inanılmakta idi.
Bir ayraç açıp şunu da söyleyelim: Biçim değiştirip başka bir varlığın
şekline bürünme düşüncesi Eski Türkler'de de vardı. Eski Türkler, bu
eylemi ''kabulma'', ''türlenme'', ''donuna girme'', ''giyimini giyme'',
''bürünme'', ''silkinme'' gibi deyimlerle tanımlarlardı. Yalnız,
Türkler'deki biçim değiştirme ile ilgili inançlar, öteki kültürlerde
olduğu gibi şeytan ve şeytanilikle bağlantılı olmayıp, dini ve mistik
bir mahiyettedir. Mesela, Yakut Türkleri'nde leylek donuna girip uçan
bir atadan söz açılır ve aynı düşünce Göktürkler'le ilgili bir efsanede
de vardır. Bir Anadolu halk öyküsü ise şöyledir: ''...Hacı Bektaş Veli,
bir güvercin donuna girip Anadolu'ya geldi. Bunu gören Anadolu
dervişlerinden Tuğrul Baba, bir doğan donuna girdi ve Hacı Bektaş'ı
yakalamak istedi. Ancak, Hacı Bektaş Veli silkindi ve yine insan olup,
Tuğrul Baba'yı boğazından tuttu. Sonunda Tuğrul Baba, Hacı Bektaş'a
biat etti...'' Zaten kurt, başka kültürlerde genellikle uğursuz ve kötü
olarak değerlendirilir. Türk kültüründe ise kutlu bir hayvandır.
Dolunaylı gecelerde kurda ya da yarı kurt yarı insan bir yaratığa
dönüşen kişilerin kurt adam olarak adlandırılıp efsaneleşmesi Ortaçağ
Avrupası'nda Transilvanya bölgesinde gerçekleşmiştir. Zaten
Transilvanya kurt adam, vampir, hortlak, hayalet gibi boş inançların
kaynağı durumunda olan bir yerdir. Bunu, zamanın bölge halkının
cehaletine ve yöneticilerin zalim davranışlarına bağlayabiliriz.
Unutmayalım ki, vampir Drakula efsanesinin çıkış yeri de
Transilvanya'dır. Ve Drakula gerçekten yaşamış bir kişidir. Asıl adı
Vlad Drakul olan bu adam şimdiki Romanya topraklarında hüküm süren
küçük ama zalim bir hükümdar idi. İşi gücü savunmasız Müslüman Türk
köylerine saldırıp savunmasız insanları öldürmekti. Tarih kayıtlarına
göre yakaladıklarını kazığa oturtur, diri diri ateşte kızartır,
yüreklerini yer, kanlarını içerdi. Fatih Sultan Mehmed Han çağında
yaşayan bu adam Türkler'e saldırıyordu, ama yalnızca savunmasız
olanlarına. Hiçbir zaman Türk ordusunun karşısına çıkma cesaretini
gösteremedi. Sürekli olarak Türk ordusundan kaçtı. Ama sonunda Türk
akıncıları onu kıskıvrak ele geçirdiler ve layık olduğu karşılığı, Türk
akıncılarının elinden buldu ! Ve sonra şahsiyeti üzerine bir Vampir
Drakula efsanesi ortaya çıktı.
Kurt adam efsanelerinin Ortaçağ Avrupası'na dayanmasına karşın,
kökenleri daha eskilere gider. MÖ 5.yy.da yaşamış Eski Yunanlı tarihçi
Heredot, Karadeniz kıyısında yaşayan kimi toplulukların büyücülerinin,
yılın bazı günlerinde kurda dönüştüklerinden söz eder. Yunan
mitolojisinde de kurda dönüşme inancı vardır. Yunan mitolojisine göre
birgün ilah Jupiter, Arkadya kıralı Lycaon'a kızarak onu kurda çevirir
ve Lycaon da sonsuza dek kurt kalıp çevresini dehşete düşürür. Roma
çağında ise Vergilius, Plinius, Propertius, Servius ve Petronius, kurt
adamlarla ilgili öyküler yazmışlardır. Petronius, ''Satyricon'' adlı
yapıtında tüm ayrıntılarıyla klasik bir kurt adam öyküsü anlatmaktadır.
Ortaçağ'ın karanlık Avrupası'nda kurt adam, büyücü, vampir ya da cadı
olduğu ileri sürülerek birçok masum insan yakılarak öldürüldü. Aslında
bu insanlar cadı, vampir gibi şeytani bir yaratık değillerdi. Olaylar
incelendiğinde öldürülen kişilerin akıl hastası ya da fizik özürlü
kimseler olduğu anlaşılmaktadır. Ama Engizisyon mahkemeleri, akıl
hastaları ile fizik ya da zihin özürlü kimseleri de Tanrı'nın
yarattığını düşünemeyecek ölçüde cehalete gömülmüştü. Asıl şeytan,
Engizisyon ve çağın yöneticileri idi. Engizisyon ve devrin
yöneticileri, kendi sömürü düzenlerini yaşatmak ve halkı baskı altında
tutup daha çok vergi toplamak için cadıdır, büyücüdür bahanesiyle başta
kendilerine karşı çıkanlar olmak üzere birçok günahsız kişiyi
katlettiler.



